Merhaba,

Doktor Mağdurları sitesinde adım geçmekte olup, konuya mevzubahis olan Esin DİNÇ isimli hastanın Dr Naci Sakaoğlu tarafından 20 Haziran 2003 tarihinde hipermetropi  sebebi ile ameliyat olduğu, ameliyatından sonra bir süre araba kullanamadığı ve sosyal yaşantısının çok aksadığını..bankacı olarak işlerinde çok zorlandığını.Ameliyat sonrası 3-4 ay kadar kontrollere gittiğini  daha sonra takibe gitmeyip,başka bir hekime başvurduğunu belirtmiştir.12 mayıs 2005 tarihinde ( 2 yıl sonra ) tekrar aynı doktorun muayenesine gittiğini ve yapılan muayenesinde geriye bir gözünde kısmi görme azlığı olup bununla ilgili işlem yapılabileceğini (gerekirse diğer meslekdaşları aracılığı ile)söylediğini ancak bu konuda sonuç almanın zor olabileceğinin söylendiği için bunun olmayacağını ve  bir gözünde daha az görme olduğunu doktorun kendisininde  kabul ettiğini söylemiştir.Kendisinin ameliyat öncesinde bilgilendirilmediğini,eğer hekiminin kendisini bu konuda bilgilendirse idi doğru seçim yapabileceğini bildirmiştir.(Magdurun kendi dilekçesinden)

Sn Esin DİNÇ bu magduriyeti  İstanbul Tabip odasına  başvurur ve kendi isteği ile 11/10/2005 tarihinde  bilirkişi muayenesi olur.Daha sonra 6/2/2006 tarih HUB/6 956-19462 sayılı yönetim kurulu kararı ile bu durumun bir malpraktis(kötü uygulama)olmadığı, beklenmeyen sonuç yani bir komplikasyon olduğu için hekime herhangi bir suçlama yöneltilmeyeceği kararı çıkmıştır.Oysa Esin hanım zaten kötü uygulama gerekçesi ile şikayetçi olmadığını, kendisinin yeterli bilgilendirilmediği için mağdur olduğunu söylemiş,ancak bu durumda da hastanın imzalı onam formunun dosyasında olduğu gerekçesi ile  bir eksiklik olarak düşünülmediği sonucuna varılmıştır.

 Bütün bu bilgiler hastanın kendi ifadelerinden alımıştır(sitede mağduriyet dosyasında magdurun kendi kalemiyle yazılmış şikayet dilekçesinden).

  Öncelikle hastanın başına gelen problemin bir komplikasyon olduğu gerek bilirkişi raporu gerekse hastanın kendisi tarafından zaten kabul edilmiştir.Zira, Refraktif korneal lazer cerrahilerinde (miyop.hipermetrop ya da astigmatizma) uygulamada doktorun kişisel insiyatifi söz konusu olmayıp,ölçülen hipermetrop derecesinin girildiği bir program ile yönetilir ve doğal olarak sonuçları, kişinin yara iyileşmesine bağlı olarak, kişiden kişiye değişmektedir.Miyoplarda hedefin elde edilmesi oranları % 90 ların üzerinde iken hipermetroplarda bu oranlar %70 lere düşmektedir.Yani hipermetroplarda tedavi etkinliği daha azdır.Aynı zamnda hipermetrop algoritması yüzünden hasta başlangıçda biraz miyop olur ve zamanla normal değerlere döner.

Yine lazer uygulaması sonucunda bazı hastalarda aşırı immün cevap gelişmekte ve haze olarak adlandırılan düzensiz astigmatlarda ortaya çıkabilmektedir.Herhangibir şekilde öngörülemeyen bir sonuçtur. İyileşme uzun sürer ve bu zaman zarfında görmede sıkıntılar yaşanır.Günümüzde gerek Dünya da gerekse Ülkemizde en çok yapılan cerrahi refraktif lazer cerrahileri olup,sonuçları genellikle yüzgüldürücü olup yaklaşık %10 hastada tekrar aynı sorun ortaya çıkabilmektedir.Burada esas sorun doğru hastaya lazer yapılmasıdır.Korneaların kalınlıkları,önceki korneal hastalıkları(keratokonus gibi,şeker hastalığı,glokom ,gebelik gibi durumlarda yapılması  sakıncalı olup bu durum hekime bağlı hatalar olarak değerlendirilir.Cerrahi esnasında oluşturulan flab in kopması,yırtılması ya da yanlış tedavi prokolü uygulanması ise kötü uygulama ve komplikasyon arasında değerlendirilmektedir.Keza, enfeksiyonlarda olası riskler olup komplikasyon olarak kabul görmektedir.Doğru hasta indikasyonu ve doğru cerrahi uygulama(programa baglı lazer uygulaması ile) ortaya çıkan  ya da geri kalan ya da sonradan ortaya çıkan hipermetropik değerler hekim kontrolüne bağlı olmayıp,hala öngörülemeyen sorunlar olmaktadır ki bu durum da zaman içinde iyileşebilmektedir.Burada hekime herhangi bir suçlama Dünyanın hiçbir Ülkesinde söz konusu değildir.

Hastanın lazer sonrası 5-6 ay kadar düzenli takibe gelmiş olması ve en az 5-6 kez muayene olması ise hekimin hastasıyla yakından ilgilendiğini ve bu konuda da dikkatini eksiltmediği anlamında olup hastanın bu konuda da bir şikayeti olmamıştır.

Yine aynı şekilde hasta 12 mayıs 2005 tarihinde lazer uygulamasından 2 yıl sonra yanında bir kişinin varlığı ile doktorunun muayenesine gitmiş( son kez muayene olmak ve eski bilgilerini almak için) ve  muayenede hekimin hastasının bir gözünde reftraktif bir kusur kaldığını tespit ettiğini gerekirse kendisini ya da hastanın güven sorunu oluşması nedeni ile bu konuda çok deneyimli arkadaşlarına yönlendirip ikinci bir laser yaptırabileceğini söylediğini bildirmiştir.Daha sonraki konuşmalarda Esin Hanımın yanındaki kişi kendisinin bir hekim olduğunu ve durumu yeterince anladığını ve tatmin olduğunu söylemiş ve Dr Naci Sakaoğlu nun muayenesinden ayrılmıştır.Hastanın şikayeyetini bu muayeneden sonra yaptığı görülmüştür.Kendi yakını bir hekim muayeneye gelmiş,başlangıçda yanındaki kişininkimliği hakkında bilgi vermeden muayene olmuş ve ayrılırken yakınına şahit olması amacı ile geldiği anlaşılan bu hekim ,yakını olan hastasına gösterilen ilginin  ve uygulamanın doğru olduğu kanısına varmıştır ki şikayetinde adı geçen kişiyi şahit göstermemiştir.

Hastanın şikayetinin esasını oluşturan lazer cerrahisi ve sonuçları hakkında kendisine bilgi verilmediği iddiası ise tabip odasının sorgusu sırasında hastanın kendi imzaladığı onam formunun gösterilmesi ile yeterli bir gerekçe olarak görülmemiştir.

2002 yılında Türkiye de henüz onam formlarının hiçbir yerde ve uygulanmadığı hatta varlığından bile çoğu kişinin haberi olmadığı düşünülecek olursa,Dr Naci Sakaoglu nun bu konuda bile,o zamanki Ülke koşullarına göre çok daha dikkatli ve  yeterince titiz davrandığı anlaşılabilecektir.

Sonuç olarak tarafların tamamının kabul ettiği (yine bilirkişi muayenesi ve Tabip odası arstırmasını sonucu bir yana) önceden öngörülemeyen bir komplikasyon neticesinde oluşan ve zamanla azalan,gerekirse ikinci bir yaklaşım yapılabilen bilen bir problemin hastanın kendisine yeterince bilgi verilmediğini iddia etmesine rağmen,kendisine okutulup imzaladığı ameliyat bilgi ve onam formunun varlığı gösterilmiş olan bir durum karşısında mağdur olduğunu düşünerek,hekimin hiçbir savunmasına yer vermeden tek taraflı olarak ismini hastaları gözünde sürekli olarak mağdur duruma düşürmesi haksızlık olup,herhengi bir suçun varlığı bile sözkonusu değil iken sürekli olarak cezalandırma amacını güden bu yazının sitenizden kaldırlımasını talep ediyorum.

Not: Hasta yine Hastanın bir doktor arkadaşı tarafından refere  edilmiş,kendiside bu konuda istendiğinde bilgi verebilecektir.