Mağdur bir baba olarak sizlere sesleniyorum yardımlarınızı bekliyorum.

 

KONU: Dr.Behçet Uz Çocuk > Hastaliklari Hastanesi Onkoloji-Hematoloji Bölümünde görev yapan

> Yard.Doç.Dr. Ayse ERBAY, Doç.Dr. Raziye Canan VERGIN, Asistan Dr.Gonca GÜL,> Asistan Dr. Ayse ÇOBAN, Hem. Hamide ORHAN KALAYCI, hakkinda ilgisizlik,> tedbirsizlik ve kusur nedeniyle ölüme sebebiyet vermekten dolayi sikayet.                        08 Ekim 2005

 

    18.08.2005 tarihinde Dr.Behçet uz Çocuk Hastaliklari Hastanesi Dahiliye pol. Dr Hurşit  APA:Ayni Şikayetlerle gittik kizinizin hiçbirseyi yok gelisme çaginda çocuklarda olur ne tahlil nede bir ilaç verilmedi.

 

22.08.2005 tarihinde Dr.Behçet Uz Çocuk Hastaliklari Hastanesi Onkoloji-Hematoloji Bölümüne yatirilan 16.10.1994 dogumlu 11 yasindaki kizim Buse ÇALCI, 13.09.2005 tarihinde, hastaneye yatisinin 3.haftasinda (21.gününde) hayata gözlerini yummustur. Hastaligi nasil benim, esim ve hayattaki diger kizimiz için zamansiz olduysa, ölümü de bizim için o denli ani olmustur. Kizim Buse`nin, Lösemi ALL.L.1 tanisi ile yattigi servisin sorumlu doktorlarinin ilgisizligi  tedbirsizligi bilğisizliği vede DEÜ hastanesine sevk istedik diye o günden sonra kasıtlı olarak tüm tedavileri kesme nedeniyle, bu kadar genç bir yasta ve ailemin toparlanmasini son derece güç kilan erken bir zamanda öldügüne inaniyorum. Bu inancim "çok sevdigi yakinini beklemedigi bir anda kaybeden bir insanin, kusurlu bir kisiyi aramasi seklinde algilanan bir yansima" degil, "bizzat ailece yasadigimiz ve hastanede tanik oldugumuz olaylar"dan ileri gelmektedir. Kizim Buse ÇALCI`nin, ilgisizlik ve tedbirsizlik nedeniyle ölmesinde; ayrintilarini EK`te verdigim "özellikle kizimin hastaligi boyunca yasadigimiz/tanik oldugumuz doktor/hemsire hatalari ve tedbirsizlikleri, doktorlarin söylemleri ve buna bagli olarak gelisen olaylari anlatan bilgiler" ile bize teslim edilen "belgeler" isiginda; büyük oranda kusurlu olduklarini düsündügüm: Yard.Doç.Dr. Ayse ERBAY, Doç.Dr. Raziye Canan VERGIN As, Dr. Gonca GÜL, As Dr. Ayse ÇOBAN, Hemsire Hamide ORHAN KALAYCI `dan sikayetçiyim. Adi geçen doktorlar ve hemsire hakkinda gereginin yapilmasini bilgilerinize saygi ile arz ederim. Aydin ÇALCI Merhum BUSE ÇALCI`nin babasi

 

EK : 1)- Kizimin hastaliginda tanik oldugumuz doktor hatalari, tedbirsizlikleri, ilgisizlikleri 

 

2)- Orhan POLAT`in adi geçen doktorlarin söylemleri hakkinda sahit oldugu izlenimler (1 sayfa)

3)- Epikriz Ölüm Raporu ve Tahlil Sonuç Formlari`nin fotokopisi Adres : 2389 Sok. No:18 Tel : ( 0232)457 6734 - EV GÜLTEPE-IZMIR (0532) 634 75 16- GSM E mail: aydincalci@hotmail.com

 

EK-1 : Kizimin hastaliginda tanik oldugumuz doktor hatalari, tedbirsizlikleri, ilgisizlikleri 02.09.2005 tarihine kadar yasadigimiz ve sahit oldugumuz olaylardan sonra, kizimin daha iyi bakiminin ve tedavisinin yapilabilecegini düsündügüm Dokuz Eylül Üniversitesi hastanesine sevk edilmesi için Yard.Doç.Dr. Ayse ERBAY ile konustuk. Ama bize "DEÜ`de çok paramizin gidecegini, malvarligimizin buna yeterli olmayacagini, BAG-KUR`a bagli oldugumuz için malimizi-mülkümüzü satsak dahi DEÜ Hastanesinin tedavi masrafini karsilayamayacagimizi, oraya gittigimizde parasal nedenden dolayi pisman olup bir daha geri dönmek istedigimizde prensip karari geregi bizi almayacaklarini, ortada kalacagimizi" söyledi. Sonra da "degil mi Canan" diyerek, karsisinda oturan Doç.Dr. R Canan VERGIN`e sordu. Canan hanim ses çikarmadi, bize de bakmadi ama basiyla "Evet" anlamina gelecek belli-belirsiz bir hareket yapti. Bu konusmaya merhum`un babasi Aydin ÇALCI ile beraber o an odada bulunan Orhan POLAT sahittir. Kendisinin sahit oldugu bu durum EK`te ayrica anlatilmistir. > Önce talebimizi kabul ettiler, "siz bilirsiniz" dediler. Sonra da` önceden kizim için kullandiklari` bir, ilaci onlara geri getirene kadar çikisimizin verilmeyecegini söylediler. Kizim Buse ÇALCI`nin hastaneye yattiginin ilk haftasinda (Cumartesi gecesi, 27.08.2005), böbreklerinde bir sorun tespit edilmis ve ürik asidinin çogalmasindan dolayi, o geceki nöbetçi doktor. Almanya`dan gelen pahali bir ilaci (Fasturtec, 1.5 mg/ml) kizima vermis. Bunu bize sonradan söylediler ve "Almanya`da tanidiginiz var mi" diye sordular. Kullanilan ilaci ödememiz için 2 kutu getirmemiz gerektigini söylediler. 1 kutusu kullandigimizin yerine, diger kutu da ayni sorun bir daha olursa kizim için kullanilsin diye imis. Bu aralarda, Uz.Dr.Elif hanim çok sansli çocugunuz dedi elimizde bu ilaç vardi ne zaman geliyor ilaç diye sordu. Almanya`dan gelecek ilaç hastaneye teslim edilmeden, kizimin çikisi bu iki doktor tarafindan verilmedi. Ilaci istettigimizi, yolda oldugunu söylememize, gelir-gelmez hastaneye teslim edecegimizi bildirmemize ragmen "çikis" verilmedi. Ilacin ücretini pesin ödeme talebimizi de reddettiler. Bir süre sonra doktorlarin bu yaklasimindan endiseye kapildik, daha dogrusu korktuk. Çocugumuzun ortada kalma tehlikesini göze alamadik ve DEÜ Hastanesine gitmekten vazgeçtik. Bu arada bizden istenen 2 kutu ilaç kisa sürede yurtdisindan geldi. 04.09.2005de saat 01:30; da- hastaneye getirdim. Nöb, (Dr. Hamdi Bey`e) teslim ettim. Yard.Doç.Dr. Ayse ERBAY`a gitmekten vazgeçtigimizi, çocugumuzun bu serviste tedavi edilmeye devam edilmesine karar verdigimizi 02.09.2005 günü saat 16:00 gibi söyledim.

Çocugum hastaneye yatirildigi hafta bazi tetkiklerden geçirildi. Diş Polikliniginde"Dt Ülkü KARLI kizimin dişinde çürük oldugu, çocugun durumu düzeldikten sonra diş çekimine getirilmesi" istendi. Uygunsa. 31.08.2005 tarihinde saat 09:00`a gün verdiler. Ilk haftanin sonunda trombosit kanI normal degerlere dönmüş 162.000/mm ve kizim iyi olmaya başlamişti. Ikinci haftanin sonuna dogru. As. Dr. Fatih SAP, kizimin diş çekimine gönderilecegini söyledi. Fakat gönderilmedi. Üçüncü haftanin basinda doktor degişimi oldu, As. Dr.Fatih SAP gitti ve bize. As.Dr. Gonca GÜL bakmaya basladi. Üçüncü hafta nöbetçi hemsireler her gün trombosit kan lazim olabilir hazirlikli olun dediler hazir bekledik istemediler. Her gün birkaç kere yapilan kan tahlilleri de artik yapilmaz oldu. Bizim israrli taleplerimize ragmen. Dr. Gonca GÜL bize uzun süre kan testlerinin yapilmasina gerek olmadigini söyledi. Üçüncü hafta baslarinda, Yar. Doç, Dr. Ayse ERBAY, 33. Günlük- tedavi, suresini ` tamamlayinca` taburcu, ola cagimizi, söyledi. Bu arada kizima, tarihi tam hatirlayamadigim bir zamanda. Kemoterapi yapilmaya baslandi. 09.09.2005 (Cuma) günü kizimin agzinin iki yerinde beyazlasma oldugunu fark ettim. Doktorlar bu durumu bilmelerine ragmen, Pazartesi (12.09.2005) gününe kadar bir sey yapmadilar. Pazartesi aksam, üzeri iki küçük sise ilaç getiren hemsireye "bunlarin ne için oldugunu" sordugumda "agzi için oldugunu" söyledi. O hafta sonu kizim hep "agzinin acidigini" söyleyip durdu ve bir sey yiyemedi, halsizlesmeye basladi. "Serum gerekli degil mi" diye sordugumda "gerek olmadigini" söylediler. Yine israrla kan tahlili yapilmasini istememe ragmen, Cumartesi günü ( 10.09.2005) bir kere yapildi. Pazartesi (12.09.2005) günü aksam 18:30 civari, o günkü nöbetçi doktor Dr. Ayse ÇOBAN. odaya gelip, donmus plazma" istedi. Kan merkezine plazma almak için basvurdugumuzda bize verilen belgeleri, doktorlarin yanlis yazdigini söylediler ve yenisini istediler. Kagitlarda düzeltme yapmalari için yeniden servise döndügümüzde büyük kizimizin hastaneye geldigini fark ettik. Görevi ona devrettik, düzeltmeleri doktora yaptirdi ve bu sefer o Kan Merkezine gitti. Ama yine bos döndü ve yine bu sefer baska bir yerde farkli bir yanlisin yapildigini, doktorun dogrusunu yapmasi gerektigi söylenmis. Düzeltme için, bu sefer kizimiz doktorun odasina gitti. Ama bu seferde doktor, sanki hatayi kizim yapmis gibi sert bir ifadeyle "neyse bugün lazim degil, yarin takacagiz" demis. Böyle garip! bir süreç nedeniyle kan takilmadi. O aksam kan tahlili de yapilmadi. Sali sabahi (13.09.2005) Dr. Gonca GÜL geldi ve sabah muayenesinde çocugumun sag yanaginin sistigini gördü. Agzindan içine, yani dis etlerine kan oturmustu. Dilinde de sol tarafinda yara olmustu. Bunun üzerine Dr. Gonca GÜL aksam plazmanin takildigini ve bazi seylerin yapildigini söyledi. Ben ise olmasi gerekenin aksine "plazmanin takilmadigini" söyledigimde ve gelismeden kendisini haberdar ettigimde "Dr. Ayseee!!!" diye bagirarak odadan firladi çikti. Hemen sonra, odaya bir hemsire geldi ve çocugun kani alinip nihayet teste gönderildi. O gün (Sali) saat 11:00 gibi, isinlanmadan çocugumuzun plazmasi takildi. Ama plazma yavas gidiyor ve ara ara tikanip hiç gitmiyordu. Hemsireye durumu söyledim. Bir seyler yapti ama kan yine gitmiyordu. Kendisi, çocugun halsiz ve bitik durumda oldugunu gördügü halde, laboratuara götürmemizi söyledi. Bize "damar yolunun degisecegini" söyledi. Çocugumu halsiz bir sekilde bir elimde kan torbasi ile yürüterek laboratuvara kadar götürdüm. Oysaki bize hastalarin kan alimi ve damar yolunun degismesi durumlarinda bu islemlerin hastanin odasinda yapilacagi bilgisi doktorlar tarafindan verilmisti. Bazi hemsireler bu talimata uymalarina ragmen, o gün nöbetçi olan hemsire Hamide hanim bu talimata uymadi. Dr.Gonca GÜL de bu duruma göz yumdu. Çocugumuzun halsiz ve bitkin bir durumda oldugunu bilmelerine ragmen, damar yolunun degistirilmesi için laboratuara çagirdilar. Çocuk, bin bir zahmetle ve inleyerek laboratuara bizimle yürüyerek gitti-geldi. Odaya döndügümüzde yeni damar yolu açildi, ama bir süre sonra yine plazma gitmemeye basladi. Hemsire Hamide hanim`i çagirmaya gittim. Hemsire odasinda ehli-keyif bir biçimde oturup, cep telefonu ile görüsüyordu. Durumu anlattim, gelecegini söyledi. 10 dk. geçti ama gelmedi. Tekrar yanina gittigimde hala cep telefonu ile görüsmesine devam ediyordu. Yine hatirlattim. Bir süre sonra gelip bakti ve "plazmayi havaya kaldirmami" söyledi. Plazmayi elimle havaya kaldirdim ve bitene kadar o vaziyette öylece tuttum. Zorda olsa plazma bitti. Bu arada çocugumun agzi giderek sisiyor ve dis etlerinin hepsi koyu kirmizimsi siyah renk aliyordu. Bu arada personelden bir kisi odaya geldi ve çocugun Dermatoloji ile Dis Poliklinigine götürülmesi gerektigini söyledi. Personelden biri Dermatoloji`den bir doktorun kizimin odasina gelmesini sagladi. Gerçektende bir süre sonra Dermatoloji bölümünden bir Doktor geldi. Dilindeki yaradan ve yanagindan kültür testleri için örnekler alip gitti. Kisa bir süre bekledikten sonra, çocugum yine halsiz vaziyette personel refakatinde binadan ayrilip, tüm bahçeyi geçerek Dis Poliklinigine gittik. Orada perisan halde siramizin gelmesini bekledik, hasta çiktiktan ve sira bize geldikten sonra içeri girdik. Kizimi diş Doktoru: Oya ERTUĞRUL muayene etti ve yine ayni vaziyette kizimi odasina getirdik. 13.09.2005 tarihinde 17:00-18:00 saatlari gibi çocugumun karninin sol tarafindan hafif sisme fark ettim. Durumu Doç.Dr. Canan Hanim`i çagirip gösterdim. Bana "bir sey olmadigini ve kortizon ilaçlarinin vücutta sislik yapmasinin normal oldugunu" söyledi. Bu ilaçlar 3 hafta süresince sislik yapmayip, yarim saat içinde mi yapar? Bu arada çocugumun iyice kötülesmeye basladi. Agzi ve yanagindan sonra dudaklari da sismeye basladi. Aksam` üzeri mesai bitimine dogru Dr. Canan! hanim gitmeden önce nöbetçi kalacak doktora hasta odalarini gezdirip bilgi veriyordu. Çocugumun agzinin iyice kötülestigini hatta- bogazindan hiriltilar geldigini ve rahat nefes alamadigini söyledim. Bunun üzerine Dr. Canan- hanim bana dönerek "antibiyotik verdik mi" diye bana sordu. "Hayir" dedim. Nöbetçi doktora antibiyotik yazmasini söyledi. Nöb.Dr. odasina gittiginde, çocugumun saglik karnesini götürüp antibiyotik yazacagini hatirlattim. Bana "servisi dolastiktan sonra yazabilecegini" söyledi. Odaya dönüp bekledim. Doktorun odasina geçtigini görünce tekrar gittim ama "henüz isinin bitmedigi" söyledi. Odadan çiktim. Aradan 15 dk. geçmis,ti ki kizim nefes alamamaya basladi. Doktora seslenip durumu bildirdim. Odaya oksijen tüpü getirip taktilar. Fakat oksijen tüpü 5 dk. Sonra- bitti! Böyle önemli bir serviste dolu oksijen tüpü yoktu! Kizimi sonunda nihayet yogun bakima indirdiler (saat 20:00-20:30 arasi). Burada bos yatak olmadigi söylendi. Kizim sandalye de uzun süre o halde bekletildi. Ve sonunda yogun bakima aldilar ve beni disari çikardilar. Bu arada büyük kizim trombosit kanini getirmis, yogun bakima gönderildigimizi ögrenince de kani oraya getirmisti. Doktora kani verirken Yogun Bakim odasinda bekleyen kardesinin son durumunu görmüs. Kardesi yine sandalye de oturuyormus. Beni (annesi) disari çikardiklari için, kizimin ne halde oldugunu göremiyordum. Büyük kizim, kizkardesinin nefes alamadigini görünce, "niçin bir sey yapilmadigini, müdahale edilmedigini" haykirmis. O günkü Nöb.Dr. durumugörüyoruz herhalde" diyerek büyük kizimi sertçe terslemis. Daha sonra çocugumu yogun bakimdan çikarip Acil Servis`e aldilar ve beni de yanina çagirdilar. Kani burada takildi. Böyle bir durumda Saniyeler önemli, fakat umursamaz tavirlarla gayet sakin ve yavas hareket ediliyordu. Acil Servis`e ilk alindigimizda Onkoloji Servisinde görevli Dr. Hamdi Bey`i gördüm. "Çocugumun iyi olmadigini ve lütfen bir seyler yapilmasini" istedim. Dr.Hamdi Bey, Doç.Dr. Canan VERGIN`i telefonla arayacagini söyledi (saat 20:45 civari). Dr. Hamdi Bey`i tekrar gördügümde "Canan hanim`i aradigini, "bu durumda yaraya müdahale edilemeyecegini, iç kanamasi oldugunu" söyledi. Bir süre sonra kizimin baglandigi makinenin çalismadigini fark ettim. Çünkü kan gitmiyordu. O an telas nedeniyle cihazin ne gibi bir sorunu oldugunu tam anlayamadim. Cihaz elektrige takili oldugu halde mi çalismiyordu, yoksa elektrik baglantisi oldugu halde mi çalismiyordu tam bilemiyorum (çünkü diger makineler kan gitmedigi durumda ses çikariyor. Kizimin bagli oldugu makine ise hem ses çikarmiyordu, hem de kan gitmiyordu!). Hemen çikip, karsi odadaki nöbetçi doktora durumu söyledim. Umursamadi "git hemsireye söyle" dedi. Yan odadaki hemsireye söyledim, "ben bakmiyorum, diger hemsireye söyle" dedi. Telasla saga-sola kosusturup ilgilenecek bir hemsire aradim. Bir hemsire buldum, odaya gelip bakti. Ve bana personelden "Üçlü Priz" istememi söyledi. Disarida bu sefer de görevli bir personel aradim ama bir tane bile yoktu. Tekrar ilk gördügüm hemsireye durumu anlattim ve "Üçlü Priz"bulamadigimi söyledim. Odaya geldi, bu sefer de diger hemsire gitmisti. "Oysa yan taraftaki yatagin arkasinda priz var. Neden buraya takmamis?" diye söylendi ve makineyi çalistirdi. Ben o an çocugumun kolunda sislik fark ettim. Bunu hemsireye söyledigimde yeni damar yolu açmaya çalistilar. Fakat odadaki isik yetersiz oldugu için "disari sedyenin üzerine tasimamiz gerekli" dediler. Perisan haldeki çocugumu, 3 kisi ayak ve kollarindan karga-tulumba (basi asagi düsmüs ve kendinden geçmis bir vaziyette tutarak) disariya, Acil Servis girisindeki bir sedyenin üzerine tasidik. Yeni damar yolunu burada açtilar, fakat hala getirip kani takmiyorlardi. Aradan 10 dk. kadar bir zaman geçince yine seslendim. "Kanin gerekli oldugunu, neden takmadiklarini" sordum. "Ne panik yapiyorsun? Bekle! Yatagi hazirlatiyoruz, bu tarafa yatiracagiz" dediler. Yatak hazirlandi ve bana "kizimi bu seferde disaridan içerdeki yataga tasimak için yakinimin olup-olmadigi sordular. Büyük kizim ve yengesi ile birlikte üçümüz kizimi yine ayni sekilde bu sefer disaridan, içeride hazirlanan yataga tasidik. Biz çocugu yataga koyduktan 1-2 dk. sonra birileri sedye getirdi. Çocugu sedyeye yatirmamizi, çünkü Yogun Bakim`a alacaklarini söylediler. Yogun Bakim`a kizim kaldirildiktan sonra, yine disari çikarildik. Bize acil kan gerekli oldugunu söylediler. Verici zaten hazirdi, ama çocugumdan kan örneginin alinmasi gerekli oldugu için Kan Merkezine gidip vericinin kan vermesini saglayamadik. Bizi bir süre daha beklettiler ve açik pembe renkli kan örnegini vermelerinden kisa bir süre sonra saat 22:30 civarlarinda kizimizi kaybettik

     

 

                       SORULARIM VE SIKAYETÇI OLDUGUM HUSUSLAR:

1) - Lösemi ALL, L.1 Tanisiyla, hastaneye yatirdilar. Doktorlar erken tani tedaviye cevap veriyor dediler 33. günlük bir tedavi sonrasi taburcu olacagimizi söylediler. 21. günlük` tedavi görürken doktorlar kontrolünde hastanede disinden dolayi. Çocugumuzu kaybettik. 13.09.2005 de çocugumuzun durumu sabahtan kötülesmeye baslamis hiç bir müdahale de bulunmamislar ne den? Bize de hiç bir sey söylemediler. Saglik karnesine en son ilaç 31.8.2005 tarihin de yazilmis. 13.09.2005 tarihine kadar saglik karnesine neden hiç bir ilaç yazilmamis? Çocugumuzu göz göre göre ölüme terk etmisler. Yaptiklari dogru mudur?)

 

2)- 12.09.2005 tarihinde sabahtan bakılan kan sayımında Trombosit-16.000mm Lökosit-150mm bu saatta kaçlara düşmüştür?18-30. saatleri gibi nöbetçi As.Dr. Ayse ÇOBAN Donmus plazma kan istedi sonrada bugün lazim degil dedigi yarin takariz dedigi Pirtilasma faktörlerini saglayan bu kan. 24 saat sonra verilecek kadar ve isinlanmaya da gönderilmeden verildi önemsiz bir kan mi?)

 

3)- 28.08.2005 tarihinde trombosit orani 162.000 idi. O günlerde dis çekimi neden yapilmadi? Çocugumuzun disin deki çürük nedeniyle Apse! Apse yerinin büyümesi sonucu iç kanamadan kaybettik Çocugumuzu. Kemoterapi`den önce dis çürügü tespit edildigi ve tedavi edilmesi için randevu verildigi halde, neden dis tedavisi önceden yapilmadi? Lokasit` sifir a` düsecegini bile bile neden. Kemoterapi`ye baslandi?Nöb. Hemsirelerin bile her gün trombosit kan lazim olabilir dedigi halde. 28.08.2005 Bu tarihten sonra iki hafta boyunca, 13.09.2005 (öldügü gün)`e kadar neden hiç trombosit istenmedi? 13.09.2005`de trombosit orani 3000`e düsmüs! Ölüm sebebi epikriz raporunda yaziyor.)

 

4)- 13.09.2005 tarihinde sabahtan  bakılan  kan sayımında Trobosit 3.000mmLökosit 50mm  bu saatta kaçlara düşmüştür? 17-00- 18-00 saatleri gibi aksam üzeri fark edip Doç.Dr. R.Canan VERGIN`e söyledigim ve bana kortizon dan kaynaklaniyor dedigi sislikleri. Doç.Dr, Gibi birisinin hiç bir müdahale de bulunmamasi hiç bir önlem aldirmamasi dogru mudur?)

 

5)- Çocugumuzun durumu bu kadar kötüyse fasturteç ilaci bahane ederek. DEÜ Hastanesine neden göndermediler.Bu ilaç çocugumun hayatindan daha mi önemliydi? Behçet Uz`dan ayrildigimizda ve tekrar ayni hastaneye dönmek istedigimizde (prensip karari ile) alinmayacagimiz hususu dogru mudur? Yard .Doç. Dr. Ayse ERBAY`in israrla dedigi ve Doç.Dr.R Canan VERGIN`in de basiyla onayladigi gibi gerçekten de ortada mi kalacaktik? (Behçet Uz`a bir daha alinmama ve ortada kalma endisesinden dolayi kizimizi DEÜ Hastanesine götürmemeye esimle karar verdim. Sonuç ayni olsaydi bile, en azindan onun daha iyi ilgi görecegi, bakilacagi ve tedbirsizlik gibi çesitli hatalar nedeniyle hayatini kaybetmeyecegini bilecektik).

 

6)- DEÜ Hastanesine sevk istedik diye 02.09.2005 tarihinden sonra tedaviyi kesmisler bu bir cinayet degilmi? Gerçeklerın ortaya çıkması  gerekmezmı?

 

Not : Burada anlatilanlara Buse ÇALCI`nin annesi (Zekiye ÇALCI), babasi (Aydin ÇALCI) ve ablasi (Betül ÇALCI) sahit.  Aydın ÇALCI  Tel 0232 4576734-cep 0532 6347516

aydincalci@hotmail.com