kimden Kemal Bitirim <kbitirim@.....com.tr>

tarih17 Haziran 2010 11:51
konu Çocuğunuzu Acıbadem Maslak'a götürmeyin....


Sevgili Anneler, sevgili Babalar;

Eğer çocuğunuzun ateşini evde düşüremiyorsanız acıbadem Maslak’a götürmeyin! Çünkü 40 derece ateşle yanan oğlumu “Çocuk Acil”de hiçbir şey yapmadan 25 dakika beklettiler ve onun orada havale geçirmesine sebep oldular. Aynı şey orada sizin de başınıza gelebilir.

Çocuk acil’in o anki doktoru Tarkan İkizoğlu, neredeyse çocuğun hayatına mal olacaktı. Kesinlikle o doktora ve o servise gitmeyin, başınıza bunlar gelir. Bu doktor kesinlikle acil için yetersiz. Ama bana göre, bizim için “çok hassas davranmışlar” diyerek o doktoru koruduğunu ve orada hala çalıştırdığını bildiğim duyarsız başhekim Yaman Tekant ve en sonunda bu işin patronu Mehmet Ali Aydınlar da bu acil skandalından sorumludur. Hukuki yollara başvurmak için avukatımla beraber delilleri toplamaya gittiğimde başka bir skandalla karşılaştık: Hasta dosyasında , bizim giriş saatimiz ile oynanmış. Yani hastaneye geliş ile havale geçiriş arasında sanki 25 dakika yokmuş da 10 dakika varmış gibi gösterilmiş. Üstelik güvenlik kamerası kayıtlarını istediğimizde kayıtların muhafaza edilmediği bize söylendi. acıbadem Maslak doktoru Tarkan ve başhekim Yaman delilleri karartmaya çalışıyor ama adalet önünde bunun hesabını verecekler!

Olay nasıl oldu:
11 aylık oğlumun ateşli seyreden hastalığı sırasında onu hastaneye götürmeye karar verdik. acıbadem Göktürk’e gittik. Bizi acıbadem Maslak’a , oğlumun ateşine sadece ıslak bir çarşafla müdahale ederek, yönlendirdiler.

Maslağa vardığımızda özel olarak hazırlanmış Çocuk Acil bölümüne alındık. Sadece kayıt ve ateş ölçümü yapıldı. Doktoru beklemeye başladık. Dakikalar geçtikçe oğlumun huzursuzluğuna benimki ekleniyordu. Doktorun nerede olduğunu, hemen müdahale etmesi gerektiğini söylememe rağmen dakikalar geçiyordu. Bu arada aslında doktorun orada olduğunu keşfettim, başka bir çocuğun annesine “ bazen bu mevsimde böyle şeyler olur” mealinde dolgu sohbeti yapıyordu. Israrla çocukla ilgilenmesini istediğim halde beni sürekli “tamam bakacağız” diye savuşturuyor ve sohbete devam ediyordu. En sonunda bağırmak zorunda kaldım, istemeye istemeye oğlumun olduğu kabine yönlendi. O kadar sinirlenmiştim ki, kendimi kaybetmeyeyim diye dışarı attım. 10 dakika sonra karım ağlayarak oğlumun havale geçirdiğini söyledi. Meğer o kıymetli dakikalarda da oğlumun ateşine müdahale etmemiş. “Bir araştırmak lazım” deyip ayrılmış. Koşarak içeri girdim. Oğlumu sedyede bembeyaz, baygın, hızlı hızlı soluk alıp verirken buldum. Oğlumun başında, yarattığı “eseri”nin hayatta kalması için panikle koşturan,oğlumdan da beyaza dönmüş o doktoru ve 2-3 hemşireyi daha gördüm. Eşim perişan olmuş, olduğu yere çökmüş ağlıyordu. Ben olayın şokuyla olanı biteni seyrediyor, hiçbir şey yapamıyordum. Verdikleri ani müdahale ilaçları ile oğlum dışkılamıştı. Öylece hayata , normale dönmesini bekliyordum. Sonra kabine girdim, ekibin gözlerinde, yaptıkları ihmal ve kabahatin cezasını hemen şimdi, orada görecekmiş gibi bir dehşet ifadesi vardı. Çantadan ıslak mendili ve bebek bezini çıkardım. Oğlumu o haldeyken temizledim….

Çok şükür havalesi geçti. 2 çocuğumuz var, eşim ve ben ilk defa bir çocuğumuzu bu halde gördük.

Acil servisten izlemeye alınmak üzre odaya götürüldük. Fakat hatalar bitmek bilmedi: Gerçekten acemi oldukları her hallerinden belli personel, damar yolunu koldan bulmaya çalıştılar, halbuki el üzerinden olması gerektiğini biz bile biliyorduk. Kata çıkarken serum ve yatağı aynı anda hareket ettiremediklerinden, birkaç kez iğnenin koldan çıkmasına mani olmaya çalıştıysam da o iğne yerinden çıktı.

Katta dakikalarca odada bizimle ilgilenilmesini bekledik. Yine ancak öfkeyle oğlumun ateşinin ölçülmesini sağlayabildim: Yine 40’a yakın dereceler. Serum-ilaç, her ne yapılacaksa yapılmasını istedik. Bize verilen cevaplar a- ee siz daha yeni servise geldiniz (yani ilgi yada müdahale için daha vakit var!)
b- damar yolunu bulmaya yetkimiz yok!

En sonunda orada durmaya devam edersek , çocuğun ilgisizlikten yeniden havale geçireceğini hatta ölebileceğini anladık. Derhal orayı terk etmek ve başka bir sağlık kuruluşuna ulaşmak üzere dışarı çıktık. Asansörü beklerken, bir türlü göremediğimiz “senior” hemşire “bi dakka beyefendi gelir misiniz?” diye çıkagelmez mi?

Kendi imkanlarımızla 10 dakikada diğer hastaneye vardık ve olması gereken tüm acil müdahale ve akabinde gözlem hizmetini almaya başladık.

Sevgili anneler ve babalar;

Evet bazılarınızı duyar gibi oluyorum: O kadar konuşulan bilenen bir şey, neden ille de acıbadem’e gittiniz? diye . (Bkz ekşi sözlük-acıbadem hastanesi yada şikayetvar.com v.b.)
Biz evde kendi imkanlarımızla hiçbir zaman çocukların ateşinin yükselmesine izin vermez, gece boyunca nöbet tutarken, nasıl olur da çocuklar için tefriş edilmiş bir acil serviste, yani ateşi düşürmek için orada bir bebek küveti bile var, böylesine vurdumduymaz bir ekip kendi ellerindeki çocuğa göz göre göre havale geçirtir?

Biz diğer hastanede 3 gün kaldık! Evet yanlış duymadınız 3 gün. Sebebi oğlumun havale geçirmiş olması. Çocuk doktoru olduğuna inanmadığım Tarkan ve ekibi, çok ufak müdahalelerle 38’lere düşürüp durumu bir iki saat gözleyip bizi eve gönderebilecekken 3 gün 3 gece hastane köşesinde , acaba oğlumda kalıcı bir hasar oluştu mu endişesiyle bize işkence yaptı.

Havale deyip geçmeyin lütfen. Havale geçiren bebeklerin ve çocukların , yeniden havale geçirmesi ve hatta epilepsi gibi hastalıklara maruz kalması çok daha mümkün. Bunu bir dostum araba aküsüne benzetti: Bir kez bittiğinde artık daha fazla bitmeye ve ömrünü daha çabuk tamamlamaya başlar.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Eğer bu maili paylaşırsanız daha da mutlu oluruz. Başka bir çocuk da aynı kaderi paylaşmasın diye….

Önce insan olmalı, sonra araç-gereç, en sonunda tesis! Tersi değil !!!!


Kemal Bitirim
Genel Müdür Yardımcısı
Telefon: 0212 331 31 ..